Beni uyandırma zahmetine katlanmış olanın yönünü kaybederek camıma konmuş salak bir kuş olduğunu fark ettim. Dünya üzerinde yaşayabileceği daha güvensiz başka bir yer olamazdı. Bu sıska serçeden güzel bir kahvaltı düşünülemezdi beslediğim kedi için. Hayat bu, herkes birbirini yiyor. Av ve avlanmaya olan sebepsiz merakımdan ötürü günlerce karşısından kalkmadığım belgesel kanalları yüzünden ekoloji konferansı verebilirim [...]
Uyumak, uyanmak… Hepsi bize insan olduğumuzu hatırlatan şeyler. Eğer sadece id’in dediklerini yapsaydı Âdem; gerek kalmayacaktı bu saçma sapan sevap-günah terazisine. Tanrının kapsiri yüzünden yaratılmış zavallı mahlûklarımız hepimiz. Çünkü o görebileceğin en kibirli varlıktır. Öyle ki kendi kendine 99 tane isim bulmuştur. Zaman sıkıntısı yok. O yüzden düşünmek için çok vakti olmuştur herhalde. Özgüven sorunu [...]
Sabaha çok yaklaştı gece. Dışarıda karıncalara ölüm yağıyor ve ben elimde sıcak çikolata bardağımla dışarıda yağan lapa lapa karı seyrediyorum buğulu camımdan. Bugün günlerden ne, diye sordum zihnime ama bir cevap yok. Yarın birçok çocuk ölümü ve yok oluşu çağıran adamlar yapacaklar. Soğuktan kızarmış elleriyle havuçtan burun yapıp, atkı dolayacaklar belki…
İyi bir heykeltıraş olmadığımı biliyorum. [...]
Sen gittiğinden, cennetle cehennem arasında ki duvara tünediğim o günden beri içiyorum. Gözlerim yer çekimine yenilmeyeli 33 saat oldu. Ve aklıma babam geldi. Beni dünyaya getirme hatasını yapan adam. Nedenini bilmiyorum ama hâlâ arkamdan gülüyor mudur acaba diye düşündüm. İçimden derin bir küfür etmek geldi birkaç saniye sonra atmosfere karışacak ve tüm insanları zehirleyecek türden. [...]
Toplumu var eden ailelerin yapı taşı olan annelerin ve annelik sıfatına ister kavuşmuş ister kavuşmamış olsun kadınların; kendi yarattıkları toplumda ki rolü ve yarattıkları değerler hep yadırganmış, görmezden gelinmiştir. Kronolojik bir derecelendirme yapacak olursak: toplumların anaerkil düzenden ataerkil düzene geçişleri ile sonuçlanan bu süreç; toplumların toprağa bağlı toplayıcılıktan avcılığa geçmesi, avcılıkta erkeklerin fiziksel üstünlüklerini kullanmaları, [...]
Sana bu dizeleri sırat köprüsünün gişesinde yazıyorum sevgilim, ki sen benim helalimsin dünya ahiret. Neden buradayım biliyormusun: Yanacaklar listesinden adını silme karşılığında bir zebaniye rüşver verirken yakalandım. Kim demiş kefenin cebi yok diye…
Ama cehennemden beter dünya sürgününe gönderildim ceza olarak. Başka açıklaması olamazdı zaten içimde ki piç embriyonun. Çok evi yaktım içindekiler ile, çok kalbi [...]
Tramvayın kulak tırmalayan gıcırtısı kendime getirdi beni. Elimde hüzün yüklü iki valiz ve avuçlarımda avuçların var sadece. Dur, bir sonraki ile gideriz. Bu kendimi kaçıncı kandırışım? Bu seni bırakmak istemediğim için uydurduğum kaçıncı yalan? Gittiğin ilk akşam içimdeki kara delikten atlayıp son verebilirdim hayatıma, hasretinle yaşamaya cesaret etmeseydim. En fiyakalısından intiharlar tasarladım acılarıma; en yüksek [...]
Sadece 3 şey istedim: Sınırsız alkol, sessizlik ve sevişmek.
Ceplerim delik, bedenimi sorma bile: insan eli ile açılmış her bir yaramı göl, tenimi harita kabul edersek; adının telaffuzu zor olan İskandinav ülkelerinden bile fazla gölü barındırıyorum ve bildiğini biliyorum. En büyükleri gözlerim. İçindeki derinliklerde bana ait her şeyi sana saklıyorum…
Yalnız ve yorgun bir ev. Eni [...]
bu akşam son doLunayın çaresiz ışıkLarıyla aydınLanmaya çalışan
bomboş bir hazan sokagında yürüyorum gene..
dudaklarımdan boşluklara sızan garip bir ıslık kalbimin bütün derinliklerini anlatır gibiydi..
Kaldırımlar mı aglıyordu bu çaresiz halime yoksa çaresiz kaldırımlara mı aglıyordum bilmiyorum..
Sönmeye yüz tutmuş mum ışıklarının çırpınışlarında getirdiğim sabahlarım hiç tükenmeyecek gibiydi..
bilinmeyenlerde son bulan bu uzun yollarda tek awuntum garip ıslıklarımdı..
baykuş sesleri çınlarken [...]
Üşüyor gözlerim…çıplak bakışların ardındaki donukluk..karanlığa damgasını vuran sesim perdeleri aralarken,hüznün ayak sesleri geliverdi kapının gıcırtısıyla…
Hoş geldin hüzün….
zamanın kum tanelerini geri geri akıttım.çocuktum;elma şekerim olmayınca masumca ağlayışlarım
zihnime nüfuz eden ser t bakışlar ardındaki silik çehreler bir bir dirildi.soluk renkli düşlerde pelte pelte dökülen hayallerim,büyüyen omuzlarımda birer yük olup ezerken beni çocuk kalmak istedim..dönüşümsüz radyasyonlarda yaşlanan ruhum [...]