banner Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.

Hiç bir maddi kaygı taşımayan sitemizin tek beklentisi daha fazla kişiye kaleminden düşenleri ulaştırabilmektir..
>>
Tem
23

Hüzün

Yazar: puskullu | Kategori Karalamalar

Üşüyor gözlerim…çıplak bakışların ardındaki donukluk..karanlığa damgasını vuran sesim perdeleri aralarken,hüznün ayak sesleri geliverdi kapının gıcırtısıyla…

Hoş geldin hüzün….

zamanın kum tanelerini geri geri akıttım.çocuktum;elma şekerim olmayınca masumca ağlayışlarım
zihnime nüfuz eden ser t bakışlar ardındaki silik çehreler bir bir dirildi.soluk renkli düşlerde pelte pelte dökülen hayallerim,büyüyen omuzlarımda birer yük olup ezerken beni çocuk kalmak istedim..dönüşümsüz radyasyonlarda yaşlanan ruhum ,moleküllerden yayılan titreşimlerde hapsolurken çocuk kalmak istedim…

gecenin en derin zamanlarında sihirli birer dokunuştu saçlarıma değen rüzgar savuran, özgürce uçuşan….sessiz haykırışların kucağında oluşumun gözyaşlarıydım,tutuşurken kalbim; alevlere peşkeş çekercesine kül olmaya yüz tutmuş birer hüzün oldum aktım….gökyüzü masum parlaklığıyla gülümserken, yıldızlar el açarken göz kırpan karanlığın girdabında birer mum ışığı olup sönüverdim…

kanayan kalbin bir et yığını misali içine çökmüş,sancılı ruhun tutsak olurken bedenine,titreyen mısralarda birer gözyaşı olup aktın damarlarındaki mürekkeple…gözbebeklerinde küçüldükçe küçülen umut son hüzmesine varırken,uzaklara ta uzaklara baktın kuruyan çapaklardaki son damlayla…beyninden bedene yayılan korku dalgası afili yalnızlıklara bürürken seni,acıların yıkıntısında birer enkaz olup kaldın beklide ,belki de filizlenmeyi bekleyen birer tohumdun yıkıntılar arasında…..

bir iç çekiş ,bir içgüdü manyetiğinde birbirini çeken tek kişilik iki dünya..güneş yılının en acımasız çağında ,yıldızları çalınmış bomboş kainatta her anlamı yıldız yüklenen,her anında yıldız iliştirilen ve tüm içeriği  yaşanması zorunlu anıları  betimleyen bir hızla birbirine hızla yaklaşan tek kişilik iki dünya…

geceydi;süngülerin düştüğü vakitti..yağmur yangınlarının alevlendirdiği şaşkınlığımızı,ve yangınlara atmak istediğimiz yanlarımızı soru işaretleriyle takas ettiği vakitti büyülerle kuşatılmış iki kişilik törendi ve ben  sunaklara terk ediyordum gizemlerimi aralanıyordu yüzümü karartan hüzün perdeleri..

kendi coğrafyasında kaybolan ütopyalar,kendi akıntısına kaybolan akarsular,kendi gölgesinde üşüyen dağlar ve biyografisinin çevirisini yapamayan insanlar.

İncelen mürekkepleri ince gözyaşlarıyla beslenen günceler..mavi kuş ne renktir vurulduğunda?kaç damla gözyaşının tuzunu tadabilir bir kadın yaralı dudaklarında?kelimelerin sesi ,sesin teni çağırdığı vakitti ;geceydi…sabaha nöbetçi kılmıştı bizi..dindiremediğimiz  güdülerimizin gizlerinde  saklanan ,o kendini  açıklayan ama korkutan,  kendimizi bizle yeniden tanıştıran devrik cümleler senfonisi.bir düşte gördüm  değişecekti bestesi!

İki ömrü sekiz saate sığdırmaya çalışıyorduk..mutluyduk..telaşlıydık ve birazda korkuyorduk.Çünkü biliyorduk aynı şiirin dizeleriydik..aynı romanın kahramaları ,aynı bulutun yağmurlarıydık..yağıyorduk işte çöllenmiş yanlarımıza..kendi  olmanın bedelini ödemeyi sevenlerden ve gülerken ağlayabilenlerdendik ,sekiz saate sığdırabiliyorduk tarihçilerin sekiz çağa sığdıramayacaklarını çünkü biliyorduk,aynı yerden kanayan iki yaraydık ince bir kabuk bağlıyorduk ,bir ayindi…

Şimdi yokluğunu açıklayabilmek ,ciltlenmemiş nota defterlerinin dağınıklığında,hangi notayı çalabilir kalbimdeki telleri çoktandır kopuk keman?hangi uyağa sığarki yokluğun?söylesene  neydi birbirimize yazdığımız coşkulu kelimeler ?..red edilmeye hazır ;oyunsuz,kimsesiz bir arka sokak çocuğunun günlüğümü?bilmiyorum…ama bende direnirim..kirpiklerim direniyor ya..tek kişilik bir senfoni dinliyor şimdi  tek  kişilik bir dünya.kainattan yeni yıldızlar çalmaya hazırlanıyordum..ay ışığının  gözlere temasında ,gözlerin kirpikleri zorladığı  anlarda kim yolunu bulabilir ki zaman pusulasıyla?

En köşeye sıkışmış halimizle ,beş benzemezle blöf çekerken ,bize yaşam tarihimizi takip etmenin yollarını hangi tarih atlasları tarif edebilir. Ve kaça sığar kanayan yerlere alışmamız..ve yalnızdık alışamıyorduk bile rüyalara..

Ben sana yazdım;yine gizli özneli ve yüklemi yanlış seçilmiş  imlası umuttan bu metni ..şimdi anlatabilirsen kendine sen anlat..teğet geçti tek kişilik iki dünya  ve bomboş kaldı kainat..gerisi…bir hoşçakaldan sonra kalan hüzündür avuçlarında…

Puskullu



Lütfen giriş yapın..