Evrende ki ev vahşi yaratığız. Haydi kabul edelim. Diktiğimiz binalar bulutların ayaklarını gıdıklasa da, insanlığımız hala magma tabakasında. Bilerek, isteyek ve kasten can yakıyor ve can yaktıkça mutlu oluyor, zevk alıyoruz. En çok can yakanlar daha medeni oluyorken; ağlayan bir çift göze peçete uzatanlar medeniyet namına tutuklanıyor…
Koskoca bir yalanız, önce kendimize söylediğimiz. Kaldır önünde ki dev aynasını da. Hiç birimiz değerli değiliz. Hesaplarımızda ki bol sıfırlara rağmen; Benjamin’in küçük resmi karşısında değer yitiriyor insani değerlerimiz. Kendimizi afyonluyoruz aşkla, parayla ve Tanrı’yla… Tanrı aşkı yaratmıştı. Aşk sonra parayı doğurdu ve paranın çocukları da yeni yeni Tanrılar yarattılar afyonlanmamız için…
Düşüncelerimin tamamı: fikirsel mastürbasyonumun erken boşalaması. Dostum sana tavsiyem; Çokça oku, azcık düşün ama hiç konuşma. Çünkü göze batarsın o kadar androitin arasında ve aptalcadır düşündürdüklerin (!) 6 cantimetre çapında bir deliğin etrafında dönüyor dünya. Yanlış biliyorsunuz. Aslında farkında bile olmadan o küçük karanlık deliği seviyorsunuz…
Kimseye güvenme, uzvundan düştüğün adama bile. Geçmişinin koridorlarında yürürken bir gözün arkanda olsun her daim. Bütün olanlara kayıtsız kaldım ve en az bende onlar kadar suçluyum. Lütfen tutuklayın beni sayın hakim!…
Saygılarımla
Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.
Mar 6, 2010 at 18:14:51
Harkulade bir yazı olmuş üstadım.
Özelliklede şu metni çok beğendim
“Kendimizi afyonluyoruz aşkla, parayla ve Tanrı’yla… Tanrı aşkı yaratmıştı. Aşk sonra parayı doğurdu ve paranın çocukları da yeni yeni Tanrılar yarattılar afyonlanmamız için…”
Bende bir deftere aynı düşüncelerimi yazıyorum ancak bunları kimseyle paylaşamıyorum, çünkü okuyanlar yalandan veya alaycı bir gülümsemeyle dalga geçer gibi elime geri veriyor defteri.