banner Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.

Hiç bir maddi kaygı taşımayan sitemizin tek beklentisi daha fazla kişiye kaleminden düşenleri ulaştırabilmektir..
>>
Oca
03

Çok ses var

Yazar: HannibALgan-Admin | Kategori Karalamalar

Taksinin kapısını açıp, taksiye can havliyle kendini atmıştı. Bir an dikiz aynasında ki gözlerle karşılaştı. Kaçışının haritasını vermişti; gidelim buradan! 4 tekerin sesi duyulmaya başladı yer kabuğunun buruşmuş yaşlı yüzünde. Kafasını cama dayamış yağmur damlalarını sayıyordu. Rüzgâr acımasızdı. Yan yana damlaları ayırıyor, bazı uzak damlacıkları ise zorla bir araya getiriyordu. Parmaklarını içeri doğru kıvırmış küçük Hıristiyan çocukların şükür duasını andıran bir ayin yapmakla meşguldü. Taksici yolda ki aralıklı beyaz çizgilerin üstünden gittiğinden emin olduğu anlarda göz ucuyla arka koltuğunda ki garip yolcusuna bakıyordu. Bu ritüel kısa sürmeliydi ve 4 tekerin yavaş durma sesi yolcunun inme vakti geldiğini söylüyordu. Elleri ceplerinde ve ıslak sokakta dikili duran bir insandan ibaretti artık.

Her bir adımda başka bir kıtaya ayak basarcasına yavaş adımlıyordu kaldırım taşlarını. Duraksadı. Afrika’ya gelmişti. Dünyanın vajinasına. Her soluk benizlinin orta parmağını soktuğu ve artık klitorisinin ne tarafta olduğunu bile bilmeyen vajinaya. Ceplerini yokladığında evinin anahtarını buldu. Evi hemen sağındaydı. Hindistan’dı evi. Afrika’yı, açlığı, soluk benizli silah tüccarlarını, ölmek üzere olan çocuğun arkasında bekleyen akbabayı arkasında bırakmıştı.

Bir gece yarısı bira almak için sokağa çıkacak ve asla gelmeyecekti. 5 gün sonra kokmak üzere olan cesedi bulunacaktı. Kimse onun neden öldüğünü öğrenemeyecekti. Böyle hayal ediyordu ölümünü. Daha fazla geç kalamazdı. Babasının, o çocukken göremeyeceği yere sakladığı bir silahı olduğunu biliyordu. Ganj’dan başlamıştı aramaya ve soğuk demir parçasını Himayalarda bulmuştu. Saatine bakmış ve gülmüştü. İsviçrelileri sevmiyordu. Ama saatlerini kullandığını yeni fark ediyordu. Onun tek istediği öleceği zamanı bilmekti. İki gay arkadaşın bir araya gelerek yaptığı silahtı namlusunu kafasının sağına dayadığı. İki erkeğin birbirini düzebileceği dünyada ki iki gayin yaptığı silahla ölüme gidiyordu. Eğer bir an tetiği çekerse ölecekti. Tek merak ettiği ise tetiği çektiği an, beyninin parçalanmasını karşısında ki aynadan görüp göremeyeceğiydi. Merakına yenik düştü…

Her şey hayal ettiği gibi olmuştu. Günler sonra kokmak üzereyken, meraklı bir çocuk tarafından cesedi bulunmuştu ve gerçekten neden öldüğü sır olarak kalacaktı. Geriye yazma zahmetinde bulunduğu ufak not hariç.

Tek cümle; Çok ses var!



Yorum Yaz