banner Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.

Hiç bir maddi kaygı taşımayan sitemizin tek beklentisi daha fazla kişiye kaleminden düşenleri ulaştırabilmektir..
>>
Mar
31

Çocukluk Aşkı

Yazar: HannibALgan-Admin | Kategori Karalamalar

Bir kızla bir erkek arkadaş olabilir mi ya da arkadaş kalabilir mi? Arkadaşlık aslında nedir; flört etmek için kullanılan masum bir maske mi yoksa henüz cinsel çekimlerinden haberi olmayan çocukların aşk oyunlarında ki rollerinin adı mı? Aslında çok soru var zihnimde başka zihinleri hatta dünya üzerinde ki tüm düşünen organizmaları zehirleyecek kadar. Biçilen roller belli. Evcilik oyunları da bundan, çocukça çekilen yanak yanağa pozlar da. Benim sevdiğim ama sevdiğimi söyleyecek cesaretim olmadığı için arkadaşım dediğim ilk sevgilim o evcilik oyunlarımdaki kızımdı. Ensest ilişkilerin yanlış görüldüğünü bilmeyişimden oyunlarda hep baba ben olurdum. O da hep evin kızı. Oysa sadece ikimiz olurduk. Ben küfeye koyduğum oyuncaklarımı odaya dağıtır ve işten geliyormuş gibi yapardım. O da küçük cam bardaklarda çay demlerdi. O zamanlarda alıştırmıştım kendimi yalnızlığa. Yorgunmuş gibi yapıp ‘annen nerede’ diye sorardım. Önceden ezberlettiğim cümleyi tekrar ederdi; ‘çok uzaklarda baba’…

Ona hiç sevdiğimi söylemedim. Bazen iyi ki de söylememişim diyorum. Net şeyleri sevmiyorduk. Her şey tek olmalıydı. Ben bile. Eğer az cesaretim olsaydı ve karşısına geçip ‘bu oyunda sen anne ol’ diyebilseydim; annesinin elini tutarak geldiği ve oyun oynadığımız ilk güne lanet edecekti. Belki ilk ifâl ettiğim beden ve hayat olacaktı, belki de cinsel performansını beğenmediğim için domuz bağı ile bağlayıp asker kemerimle dövdüğüm ilk fahişem kalacaktı. Belki de yıllar sonra ruhunda bıraktığım izden kurtulmak için sansasyonel intiharlardan birine imza atıp gazete köşelerinden birinde çıkan resmini görüp anımsayacaktım. Ben Tanrı’nın cehennemde çektireceği ızdırâbın neye benzediğini göstermek için dünyaya indirdiği yoldan çıkmış bir zebaniydim. Beni gösterip ‘eğer kurallarıma uymazsanız onun gibi olursunuz ve sizi onunla cezalandırırım’ diyordu. İçimde kaynağını bilmediğim bir öfke seli akıyordu. Baraj yaparsam ve bir gün setler yıkıldığında benliğim sular altına kalabilirdi. Belki de bu yüzden yaklaşamadım ona. Kaçıp kurtulana kadar evcilik oynayacaktık. Ben yine baba olacaktım, o yine kızım ve annesi gittiği yerlerden asla gelmeyecekti…



Yorum Yaz