Sebep denen karın ağrısına yenik düşüp ayrı kaldı bedenlerimiz, aynı gezegeni paylaşamayan kaprisli dünyalılar gibi ayrıldık belki ama aynı galaksinin eşeyli üreyenleriyiz. Ayrı kaldık mendil kadar ülkede ki şehirlerde. Sen başardın bunu, takdir ettim seni. Hatta ll. Sınıf bir barda kendine ısmarladığın içkiyle ve tek başına yaptığın partide kutla…
Oysa nede güzeldi Sen’li hayat. Bitmeyen elma şekeri misali; her sıcak dudak dokunuşundan sonra uyuşuyordu dudaklarım ve üstünde ki o kırmızılı şeker gibi eriyordu kalbim ama senin şekerin hiç bitmiyordu. Çünkü o ateşli rengini hep koruyordu. Haylazlık yapan çocuk gibi oyuncağım ve elma şekerim alınmıştı elimden. O janjanlı şekerin soğuk ve lezzetsiz sapı kalmıştı elimde. Bak aynı tende iki yabancıyız şimdi…
‘Ölürüm’ diyordun ayrılırsak…
Gözün aydın öldürdün beni. Önemi yok gayr-i ihtiyarı nefes almanın. Bazen çarşafa sarıp yakıyor, bazen de kadehlerin dibinde sallayıp duruyorum hayatımı. Nereye kadar ve nasıl gider inan bende bilmiyorum…
Kuyruğu dik tut ve su koyuverme yüreğim. Ağlama ve biçare olma sakın. Kendini bilmez Eros’un adresten habersiz oklarına hedef olma ve ortak hayaller palavralarına inanma gayri… Durum bu iken istesen de tutamam bundan sonra o eski ‘temiz’ ellerini…
Saygılarımla
Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.
Haz 23, 2010 at 06:33:35
fena güzel olmuş ne kadar kşilk olarak sevmesemde seni seviyorum yazdıgın yazıları
Tem 9, 2010 at 15:37:14
[...] inanma gayri… Durum bu iken istesen de tutamam bundan sonra o eski ‘temiz’ ellerini… Saygılarımla Kategoriler: Sanatsal, tepe Etiketler: aşk yazıları, bla bla bla, depresif [...]