Irzı kirletilen bir şehirde namuslu kalmak kadar zordur, burada yaşamak. Kirli havasına, gramajı eksik ekmeğine tamah edebilmek, ümüğüne dolanan ellerine inat sahilinde stres atmak kadar ironiktir, duman tüten gecekondu bacalarına, heybetli surların eşlik etmesi kadar da hazin. Alt komşunun haylaz oğlunu şikâyet etmek, adına komşuluk denilen ve hafızamızın kozmik odalarına mahkûm olmuş terminolojiyi sadece apartman yönetim toplantısında hatırlamak kadar gayri insani. Turist kızlarla yarım yamalak konuşmaya çalışmak ve derdini anlamayınca ‘Baba bunlar İngilizceyi bilmiyorlar demek’ kadar gülünç. Çok seveni olan ama hiç birine varmayan işveli bir kıza delice âşık olmak gibi tarifsiz, yar kokusunu içine çeker gibi yosunlu deniz kabarcıklarını soluyup; oh be diyebilmek kadar da sebepsiz… Aslında sebepsiz sevilir şehirler, tıpkı bir kızı sever gibi tutkun ve delice. Belki de o yüzden en büyük sevdamsın İstanbul. Sevip de kavuşamadığımsın, ahretimsin ve bunu böyle bilesin.
Saygılarımla
Tamamen amatör edebiyat gönüllülerinden meydana gelen "Depresif Kalem" sitemizdeki tüm yazılar, bu işin mutfağında emek veren arkadaşlar tarafından yazılmaktadır.